İlk defa 05 şubat 2008 de gelmiştim bu şehre… buraya geleceğimi duyanların söylediği ilk şey: ‘ Bangalore mu? Havası çok güzeldir. Çok şanslısın!’ Evet ne çok sıcak, ne nemliydi… Hindistan’ın sıcağı zordur, hiç bir şeye benzemez. İlk geldiğimde de çok araştırmamıştım. Sadece Bangalore verilmiş isimler vardı:
GARDEN CITY : Bahçeleri ve Parkları meşhur bir şehir. Ancak Acı bir gerçek var ki özellikle software alanının baş döndürücü hızda ilerlediği bu şehir de nüfus artışı aynı paralellikte artmakta bu da trafiği ve kirliliği artırdığı gibi, güzelliğini de yok etmekte.. Anlatanlar eskiden parkların daha güzel, bakımlı olduğunu söylüyorlar. Ama yine de hala özellikle şehirde dolaşırken, irili ufaklı birçok bahçeye rastlayabiliyoruz. Benim şehir merkezinde gezdiğim parklardan biri: BOTANİK PARK. Üniversitenin ilgili bölümlerinde okuyan bu parklarda onlara gerekli bitki örneklerini yetiştirirlermiş. Oldukça büyük ve bence hala güzel!.
PUBS CITY: Barlarla ve partileriyle meşhur bir şehir (di!). Kesinlikle artık böyle olmaması için hükümetleri ellerinden geleni yapıyorlar. Ama ben bu konuyu ayrı bir blog da uzun uzun ele almak istiyorum. Ama takdir ettiğim insanların hala eğlenebilmek için bir yol buluyor olması. İlk Bangalore a geldiğimde, büyük bir Bollywood hayranı olarak Bollywood geceleri düzenleyen yerleri mesken tuttum. Aslında ilk başta bu şehirde çok fazla Bollywood’ a ilginin olmaması beni şaşırtmıştı. Tek bir düzene sahip, sadece bir dili, bir meclisi olan bir ülkede yaşayınca buradaki şehirler arasındaki farklılık bile şaşılacak kadar ortada. Mesela Hindistan’ ın tamamında Hintçe konuşulmuyor. Hintçe genellikle daha kuzeyindeki kesimlerin kullandığı dil. Güneyde ise yok denecek kadar az konuşuluyor. Hindistan’daki dil cümbüşü almış başını gidiyor Öyle ki bazı diller sadece birkaç kasabada yada köyde bile konuşulabiliyor. Benim kaldığım eyalet ise Karnataka ve Bangalore başkenti.Kullandıkları dil ise KANNADA. Bana çok zor gelir hala…
O yüzden buradaki sinemalara gidip filmlere baktığınızda : İngilizce, Hintçe, Kannada, Tellugu, Tamilce dillerinde filmler bulabilirsiniz. Yani benim Bangalore da gördüklerim bunlar! Benim asıl ilgi alanıma girdiğinden, dediğim gibi bu konuyu ayrı ve uzun daha detaylı bir şekilde ele almak istiyorum.
23 Eylül 2008 Salı
BAHÇE ŞEHİR: BANGALORE!
İlk defa 05 şubat 2008 de gelmiştim bu şehre… buraya geleceğimi duyanların söylediği ilk şey: ‘ Bangalore mu? Havası çok güzeldir. Çok şanslısın!’ Evet ne çok sıcak, ne nemliydi… Hindistan’ın sıcağı zordur, hiç bir şeye benzemez. İlk geldiğimde de çok araştırmamıştım. Sadece Bangalore verilmiş isimler vardı:
GARDEN CITY : Bahçeleri ve Parkları meşhur bir şehir. Ancak Acı bir gerçek var ki özellikle software alanının baş döndürücü hızda ilerlediği bu şehir de nüfus artışı aynı paralellikte artmakta bu da trafiği ve kirliliği artırdığı gibi, güzelliğini de yok etmekte.. Anlatanlar eskiden parkların daha güzel, bakımlı olduğunu söylüyorlar. Ama yine de hala özellikle şehirde dolaşırken, irili ufaklı birçok bahçeye rastlayabiliyoruz. Benim şehir merkezinde gezdiğim parklardan biri: BOTANİK PARK. Üniversitenin ilgili bölümlerinde okuyan bu parklarda onlara gerekli bitki örneklerini yetiştirirlermiş. Oldukça büyük ve bence hala güzel!.
PUBS CITY: Barlarla ve partileriyle meşhur bir şehir (di!). Kesinlikle artık böyle olmaması için hükümetleri ellerinden geleni yapıyorlar. Ama ben bu konuyu ayrı bir blog da uzun uzun ele almak istiyorum. Ama takdir ettiğim insanların hala eğlenebilmek için bir yol buluyor olması. İlk Bangalore a geldiğimde, büyük bir Bollywood hayranı olarak Bollywood geceleri düzenleyen yerleri mesken tuttum. Aslında ilk başta bu şehirde çok fazla Bollywood’ a ilginin olmaması beni şaşırtmıştı. Tek bir düzene sahip, sadece bir dili, bir meclisi olan bir ülkede yaşayınca buradaki şehirler arasındaki farklılık bile şaşılacak kadar ortada. Mesela Hindistan’ ın tamamında Hintçe konuşulmuyor. Hintçe genellikle daha kuzeyindeki kesimlerin kullandığı dil. Güneyde ise yok denecek kadar az konuşuluyor. Hindistan’daki dil cümbüşü almış başını gidiyor Öyle ki bazı diller sadece birkaç kasabada yada köyde bile konuşulabiliyor. Benim kaldığım eyalet ise Karnataka ve Bangalore başkenti.Kullandıkları dil ise KANNADA. Bana çok zor gelir hala…
O yüzden buradaki sinemalara gidip filmlere baktığınızda : İngilizce, Hintçe, Kannada, Tellugu, Tamilce dillerinde filmler bulabilirsiniz. Yani benim Bangalore da gördüklerim bunlar! Benim asıl ilgi alanıma girdiğinden, dediğim gibi bu konuyu ayrı ve uzun daha detaylı bir şekilde ele almak istiyorum.
GARDEN CITY : Bahçeleri ve Parkları meşhur bir şehir. Ancak Acı bir gerçek var ki özellikle software alanının baş döndürücü hızda ilerlediği bu şehir de nüfus artışı aynı paralellikte artmakta bu da trafiği ve kirliliği artırdığı gibi, güzelliğini de yok etmekte.. Anlatanlar eskiden parkların daha güzel, bakımlı olduğunu söylüyorlar. Ama yine de hala özellikle şehirde dolaşırken, irili ufaklı birçok bahçeye rastlayabiliyoruz. Benim şehir merkezinde gezdiğim parklardan biri: BOTANİK PARK. Üniversitenin ilgili bölümlerinde okuyan bu parklarda onlara gerekli bitki örneklerini yetiştirirlermiş. Oldukça büyük ve bence hala güzel!.
PUBS CITY: Barlarla ve partileriyle meşhur bir şehir (di!). Kesinlikle artık böyle olmaması için hükümetleri ellerinden geleni yapıyorlar. Ama ben bu konuyu ayrı bir blog da uzun uzun ele almak istiyorum. Ama takdir ettiğim insanların hala eğlenebilmek için bir yol buluyor olması. İlk Bangalore a geldiğimde, büyük bir Bollywood hayranı olarak Bollywood geceleri düzenleyen yerleri mesken tuttum. Aslında ilk başta bu şehirde çok fazla Bollywood’ a ilginin olmaması beni şaşırtmıştı. Tek bir düzene sahip, sadece bir dili, bir meclisi olan bir ülkede yaşayınca buradaki şehirler arasındaki farklılık bile şaşılacak kadar ortada. Mesela Hindistan’ ın tamamında Hintçe konuşulmuyor. Hintçe genellikle daha kuzeyindeki kesimlerin kullandığı dil. Güneyde ise yok denecek kadar az konuşuluyor. Hindistan’daki dil cümbüşü almış başını gidiyor Öyle ki bazı diller sadece birkaç kasabada yada köyde bile konuşulabiliyor. Benim kaldığım eyalet ise Karnataka ve Bangalore başkenti.Kullandıkları dil ise KANNADA. Bana çok zor gelir hala…
O yüzden buradaki sinemalara gidip filmlere baktığınızda : İngilizce, Hintçe, Kannada, Tellugu, Tamilce dillerinde filmler bulabilirsiniz. Yani benim Bangalore da gördüklerim bunlar! Benim asıl ilgi alanıma girdiğinden, dediğim gibi bu konuyu ayrı ve uzun daha detaylı bir şekilde ele almak istiyorum.
yollardaki hüzün!

Bu yazıyı 11 eylül de yazmışım Hindistan' a geldikten bir hafta sonra buldum. Şimdi eklemek istedim, İnsanın kendi kendini analizi için çok güzel dipnotlar:
'11 Eylül 2008 PERŞEMBE
Yine yollardayım….
Artık ne sebepler önemli, ne de zaman bizim için bir ölçü! Yılları öyle ucuzca tüketiyoruz ki bazen ben bile inanamıyorum. Yan yana olma şansımızı elimizin tersiyle tepme lüksüne sahip miyiz dünden beri çıktığım bu uzun yolda cevabını aradım köşelerde… Yıllardır çektiğimizin adı ne peki?? Yoksa tarihi yeniden mi yazıyoruz.. Kendimizi kayıplarda uzaklarda mı buldum yada bizim yaşadığımız aşktan ziyade hasret miydi..
Tek farkettiğim bu aşkta hep imkansızı zorladık. Artık normal yaşam diye bir kavramı lügatımızdan çıkardık mı? O kadar çok soru var ki kafamı dolduran ne Hindistan a olan sevgimi nede yeniden doğacak bu aşka nasıl bir gelecek hazırladığımızı düşünebiliyorumJ
Küçük bir çocuk gibi yetiştirdik geçen bu 7 yılda… kah dövdük kah sevdik.. kimi zaman yalnızlıkla cezalandırdık. Ne başımız dik elveda diyebildik, kimi zamanda fazla cesur olduk yersizce…
Sonuç: yine dillerini bilmediğim binlerce kilometre uzaktayım.. acı gerçek bu! Yine sebebimiz aşkımız için… Ve ben yoruldum bu aşk için yollara düşmeye… Usulca sessizce koynunun derinliklerde huzuru yaşamak istiyorum..hem de huysuzlanmadan bu sefer.. ta ki saçlarıma ak düşene kadar….
Nerelere gidiyorum? Neden aşkımı bu kadar uzaklarda arıyorum..içimde isyanlar var susturuyorum.. unutmaya çalışıyorum içime attıkça büyüyor dağlar gibi aşılması zor bentlerle dönüyor geri bana….bir son var mı bu aşkta yoksa mecnun gibi leylayı bile tanıyamaz hale mi geleceğiz bir gün…. Artık ne tahminlerde bulunuyorum ne de yarını görüyorum sadece mantığım vücudumdan ayrılmışcasına ayaklarım nereye giderse ordayım sorgusuz sualsiz elim nereye uzanırsa onunla meşgulüm gözlerim gördüğüyle kulaklarım duyduğuyla kalmakta…
Seni seviyorum…. Ama artık ne kalbime soruyorum ne de cevabını merak ediyorum… düşte miyim gerçek mi ne fark eder… Belki de hala Türkiye Hindistan arasından geçmekteyim duygularım da karmakarışık ve artık sabırsız…. Başaramadığım bir şey olmadı bugüne kadar! Bunu da başaracağım biliyorum…
...SONUÇ: 23 EYLÜL BAŞDÖNDÜRÜCÜ HIZDA GEÇEN GÜNLER, SIKINTILAR DEVAM EDERKEN HALA BAŞARMAKTAYIM!:)
'11 Eylül 2008 PERŞEMBE
Yine yollardayım….
Artık ne sebepler önemli, ne de zaman bizim için bir ölçü! Yılları öyle ucuzca tüketiyoruz ki bazen ben bile inanamıyorum. Yan yana olma şansımızı elimizin tersiyle tepme lüksüne sahip miyiz dünden beri çıktığım bu uzun yolda cevabını aradım köşelerde… Yıllardır çektiğimizin adı ne peki?? Yoksa tarihi yeniden mi yazıyoruz.. Kendimizi kayıplarda uzaklarda mı buldum yada bizim yaşadığımız aşktan ziyade hasret miydi..
Tek farkettiğim bu aşkta hep imkansızı zorladık. Artık normal yaşam diye bir kavramı lügatımızdan çıkardık mı? O kadar çok soru var ki kafamı dolduran ne Hindistan a olan sevgimi nede yeniden doğacak bu aşka nasıl bir gelecek hazırladığımızı düşünebiliyorumJ
Küçük bir çocuk gibi yetiştirdik geçen bu 7 yılda… kah dövdük kah sevdik.. kimi zaman yalnızlıkla cezalandırdık. Ne başımız dik elveda diyebildik, kimi zamanda fazla cesur olduk yersizce…
Sonuç: yine dillerini bilmediğim binlerce kilometre uzaktayım.. acı gerçek bu! Yine sebebimiz aşkımız için… Ve ben yoruldum bu aşk için yollara düşmeye… Usulca sessizce koynunun derinliklerde huzuru yaşamak istiyorum..hem de huysuzlanmadan bu sefer.. ta ki saçlarıma ak düşene kadar….
Nerelere gidiyorum? Neden aşkımı bu kadar uzaklarda arıyorum..içimde isyanlar var susturuyorum.. unutmaya çalışıyorum içime attıkça büyüyor dağlar gibi aşılması zor bentlerle dönüyor geri bana….bir son var mı bu aşkta yoksa mecnun gibi leylayı bile tanıyamaz hale mi geleceğiz bir gün…. Artık ne tahminlerde bulunuyorum ne de yarını görüyorum sadece mantığım vücudumdan ayrılmışcasına ayaklarım nereye giderse ordayım sorgusuz sualsiz elim nereye uzanırsa onunla meşgulüm gözlerim gördüğüyle kulaklarım duyduğuyla kalmakta…
Seni seviyorum…. Ama artık ne kalbime soruyorum ne de cevabını merak ediyorum… düşte miyim gerçek mi ne fark eder… Belki de hala Türkiye Hindistan arasından geçmekteyim duygularım da karmakarışık ve artık sabırsız…. Başaramadığım bir şey olmadı bugüne kadar! Bunu da başaracağım biliyorum…
...SONUÇ: 23 EYLÜL BAŞDÖNDÜRÜCÜ HIZDA GEÇEN GÜNLER, SIKINTILAR DEVAM EDERKEN HALA BAŞARMAKTAYIM!:)
13 Eylül 2008 Cumartesi
PANİ PURı
Bangalore' u anlatmaya başlamadan önce, Benim favorim olan bir yemek diyebiliriz ya da atıştırma: PANİ PURİPani: Hintçe' de 'su' demek Puri ise ' Püre'. Yani biri baharatlı biri de tatlı olmak üzere iki türlü çorba gibi suyu var.
Pani Puri, Türkiye' deki köşe başlarındaki kokoreçler gibi Hindistan' daki her köşede başındaki lezzet:) Ve benim dayanamadığım bir lezzet..
Ayrıca sadece 20 Rupee hem ucuz hem de unutulmayacak bir tat.. kesinlikle Türkiye' de bulamayacağımız Hindistan' a özgü bir gelenek. Ama Pani puri' nin heryerde yenmemesi gerektiği konusunda uyarabilirim. Yani ilerde bir pani puri fanatiği olursanız, Belirli bir yeriniz olsun!:) ben öyle yapıyorum da...
Bu arada Pani Puri' nin neden yapıldığını da anlatarak blogumun ilk gününü başarıyla kapatıyorum:
Malzemeler: Püre kısmı ( Bizdeki lokum tatlısını andırır)
1 Bardak irmik ( Ravi/Suji)
3 yemek kaşığı beyaz un (Maida)
1/4 çay kaşığı karbonat
Kızarmış yağ
Su (=Pani) kısmı;
1/2 bardak Hint hurması
2 bardak su
2 yemek kaşığı ezilmiş kimyon tohumu tozu
2 yemek kaşığı ezilmemiş kimyon tohumu
kişniş otu yaprakları
3 tane yeşil sivribiber
iki yemek kaşığı nane yaprağı (Pudina leaves)
1 yemek kaşığı siyah tuz
2 yemek kaşığı hurma suyundan yapılmış koyu renk şeker (gur)
***Hindistan' a gelirseniz, neresinde olursanız olun bir kere denemeden geri dönmeyin derim:)
İlk Durak: Bangalore!!


Çok zorlu bir yolculuk geçirdim.... AİR ARABİA uçak firmasından İstanbul' dan Sabiha Gökçen Havalimanın dan Sharjah -Arap Emirliklerinin bir şehri Dubaiye yaklaşık taksiyle 20- 25 km uzaklıkta-aktarmalı Bangalore Havalimanına inen bir uçak bileti aldım. Tek yön fiyatı 320 USD dir. Ve yaptığım araştırmalara göre Sharjah' a sabah 07:30 sularında inip Bangalore giden uçak için tüm gün beklemeniz gerekse de en ekonomik ve Hindistan' ın bir çok şehrine gitme imkanınızın olduğu bir uçak firmasıdır.
Sharjah ta bekleyeceğiniz günü ise alacağınız transit vize - 3 günlük ve 30 Avro- ile Dubai' yi gezebilirsiniz.Dubai de Küçük Hindistan gibidir:)
Bangalore' ise uçak saat 04:30 civarında inmektedir. Bu arada biraz Bangalore havalimanından bahsetmek istiyorum: Ben Hindistan ' a dönmeden -02.06.2008- 3-4 gün önce açılmıştı. Harika ötesi bir havaalanı! Hem de Hindistan' da her yerin kalabalık olduğu izlenimini veren haberler ve görüntülere inat, sakin ve huzurlu bir havası var. Kesinlikle herşeyi çok lüks ve temiz!!Şehir merkezine yaklaşık 45 km uzaklıkta. ulaşım ise eski havaalanındaki gibi auto( riksha)larla değil, Yeşil çok güzel taksilerle sağlanmakta. İsterseniz pre-paid adı verilen ofisteki insanlarla görüşürsünüz ve eğer kendinize güveniyorsanız taksicilerle pazarlık yaparsınız. benim en son kabul ettiğim fiyat 15 ruppees/ km.
Ayrıca dikkatimi çeken bir başka yönü: şehir merkezine yeterince uzak olduğundan, ilk indiğinizde temiz özellikle sabahları serin bir havayla karşılaşırsınız. çok güzel bir esintidir! sanki şehre alıştırmak için karşılamaya gelmiştir.:)
Sonra atlayıp taksiye, Şehir merkezine!!
HİNDİSTAN A HOŞGELDİN

11 Eylül 2008...
Ve ben yine yollarda... kendi Hindistan' ımı yaşamaya devam etmeye karar verdim.. Bu bir sene içinde öyle inanılmaz mucizelerle karşılaşmaktayım ki; Bu 3. gelişim olacak. Ve herkesin hayal ettiği ya da ilk yapmayı planladığı çoğu şeyi henüz yapmadım: Taj Mahal' i ziyaret etmek gibi..
Bir kaç hafta önce Sabah gazetesinde Goa ya ilişkin yapılan haberin başlığı çok hoşuma gitmişti: 'Herkes kendi Hindistan'ını yaşar!' Çok güzel ve yerinde bir teşhis olmuş...
Hindistan tahmin ettiğimizden daha karışık bir yapıya sahip ki Türkiyeyle hem nüfus açısından hem de coğrafi bakımdan karşılaştırdığımızda çok büyük. Tabii ki böyle bir cümbüşte herşeyi bulmanız mümkün olduğundan, ben de şöyle bir yorum getirmek istiyorum:
' Hindistan da Herkes mutlaka kendinden bir şeyler bulabilir!Ya da kendini bulabilir.'
Benim için de tamamen kendimi keşfettiğim bir yer...
Neden bu kadar ilgilendiğimi ben de hala cözebilmiş değilim etrafımdaki insanlar gibi..
Ama sadece çok şanslı olduğumu biliyorum ve Bu şansımı sizlerle 3. turumdan başlayıp anlatarak paylaşmak istedim. arada eminim önceki ziyaretlerimden de bahsederim muhtemelen.. hem unutulmaz hem de hayatımdaki çok özel hatıralarımdandırlar:)
Umarım Gelemeyen arkadaşlara Hindistan' ın farklı bir yönüyle ışık olur bu blog.. Hatamız olursa şimdiden affola!!!
'
Ve ben yine yollarda... kendi Hindistan' ımı yaşamaya devam etmeye karar verdim.. Bu bir sene içinde öyle inanılmaz mucizelerle karşılaşmaktayım ki; Bu 3. gelişim olacak. Ve herkesin hayal ettiği ya da ilk yapmayı planladığı çoğu şeyi henüz yapmadım: Taj Mahal' i ziyaret etmek gibi..
Bir kaç hafta önce Sabah gazetesinde Goa ya ilişkin yapılan haberin başlığı çok hoşuma gitmişti: 'Herkes kendi Hindistan'ını yaşar!' Çok güzel ve yerinde bir teşhis olmuş...
Hindistan tahmin ettiğimizden daha karışık bir yapıya sahip ki Türkiyeyle hem nüfus açısından hem de coğrafi bakımdan karşılaştırdığımızda çok büyük. Tabii ki böyle bir cümbüşte herşeyi bulmanız mümkün olduğundan, ben de şöyle bir yorum getirmek istiyorum:
' Hindistan da Herkes mutlaka kendinden bir şeyler bulabilir!Ya da kendini bulabilir.'
Benim için de tamamen kendimi keşfettiğim bir yer...
Neden bu kadar ilgilendiğimi ben de hala cözebilmiş değilim etrafımdaki insanlar gibi..
Ama sadece çok şanslı olduğumu biliyorum ve Bu şansımı sizlerle 3. turumdan başlayıp anlatarak paylaşmak istedim. arada eminim önceki ziyaretlerimden de bahsederim muhtemelen.. hem unutulmaz hem de hayatımdaki çok özel hatıralarımdandırlar:)
Umarım Gelemeyen arkadaşlara Hindistan' ın farklı bir yönüyle ışık olur bu blog.. Hatamız olursa şimdiden affola!!!
'
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)